MAKALE DETAYI
 İsmail KOÇAK

KORK(M)UYORUM

KORK(M)UYORUM

        Aslında pek çok kimliğimiz var. İç içe geçmiş bu kimlikler bizi oluşturuyor. İnsan kimliğinden vatandaş kimliğine, cinsiyet kimliğinden yaş kimliğine, ırk kimliğinden inanç kimliğine, sosyal statü kimliğinden karakter kimliğine kadar onlarca kimliği bir potada eritiyoruz. Ve her kimlik diğerinden etkilendiği kadar, diğerini de etkiliyor. Aile reisi kimliğimiz de bunlardan biri ve geleneksel olarak babaya verilen bu kimlik-rol aile için başta koruma, iaşesini temin etme, birlik, dirlik ve aile içi düzeni sağlama gibi görevleri de beraberinde getiriyor.
İnsan hayatında genellikle iki olgu, yani iki kimlik ön plana çıkıyor.
Meslek ve aile.
        Her ikisinin de ayrı ayrı ama birbirini etkileyen öncelikleri, beklentileri ve korku-endişeleri var. Meslek kimliği ne olursa olsun herkes, ailesi için benzer beklenti ve korkulara sahip oluyor. Bu çerçevede aile reisi olarak, başta uyuşturucu maddeler olmak üzere dışarıdan gelecek tehlikelere karşı ailesini koruma görevi, koruma görevini meslek edinmiş güvenlik teşkilatı mensupları için nasıldır? Daha mı kolaydır? Onlar polis olduklarından aileleri ve çocukları için daha mı az endişeli, yada çocukları diğer çocuklara göre daha mı güvendedirler? Meslek hanesinde polis yazan bir aile reisi kuvvetle muhtemel diyecektir ki;
         Suç “an”lık olaydır. Her sokakta, her köşe başında, her parkta polis bekleyemez. Oğlum okuluna giderken yolu ya o “an”lardan biriyle kesişirse, oğluma kim yardım edecek diye düşünüyor ve bir baba olarak korkuyorken, 
İlk aşamada 200 adet civarında planlanan ancak sayısı daha da artacak kameralarla (MOBESE) şehrin huzurunu 24 saat kollayan, olay olmaması için devriye hizmetleri kapsamında geceli gündüzlü aralıksız şehrin köşe bucağını tarayan, haber alındıktan sonra olay yerine intikal süresi ortalama 3 ila 5 dakika arası olan, daha önce hiç görmediği ve belki bir daha hiç görmeyeceği kişiler için bir an bile düşünmeden yaralanmayı ve hatta ölmeyi göze alan ve bunu pek çok defa ispatlamış olan bu kadar çok meslektaşımın olduğu yerde, suç işlenmesinin çok zor olduğunu bir polis olarak bildiğim için rahatım.
        Gün geçmiyor ki gazete ve televizyonlarda uyuşturucu kullanan, satan kişilerin yakalandığı haberleri olmasın.  Üniversiteleri geçtik lise ve ilköğretim okullarında bile uyuşturucu kullanımı-satışı olduğu yazılıp çiziliyor. Oğlumu kızımı bu illetten korumayı başarıp başaramayacağımdan bir baba olarak müthiş korkuyorken,
Gazete ve televizyonlarda küçücük karelerle çıkan operasyon haberlerinin arka planında; operasyon aşamasına gelinceye kadar nasıl insanüstü bir çaba, çoğu aylarca süren ve şehirlerarası koordinasyon gerektiren çalışma, gayret ve alın terinin yattığını, bu boğucu, yıpratıcı çalışmanın sonunda zehir tüccarlarının yakalanması ile aylarca süren çalışmanın tüm yorgunluğunun nasıl bir anda kaybolduğunu ve bir sonraki operasyon hazırlığına çoktan başlandığını, her okulun bir polis amiri tarafından sahiplenildiğini ve hissedilen ama görünmeyen bir koruma kalkanı oluşturma gayreti içerisinde olunduğunu bir polis olarak bildiğimden, endişesizim.
         Okulda güvende olsa da arkadaş grubundan emin olamıyorum. Biliyorum ki bir gencin edindiği kötü alışkanlıkların sebebi tanımadığı kişiler değil, en yakın bildiği arkadaşlarıdır. Günün her saati onunla birlikte olamayacağıma, arkadaşlarını tek tek araştıramayacağıma, gittiği her yeri denetleyemeyeceğime göre, oğlumun-kızımın kötü niyetli arkadaş sahibi olmasına veya onlara karşı kendisini koruyup koruyamayacağından bir baba olarak korkuyorken,
Neredeyse her okulda madde bağımlılığı konusunda öğrencileri bilgilendirme, bilinçlendirme çalışmaları yapıldığını, yardım yada eğitim talep eden tüm okul idarelerinin bu yöndeki taleplerinin anında karşılanarak gençlere yönelik kurulan tuzakların tek tek anlatıldığını, görsel ve yazılı tüm imkanların kullanılarak her bir gence ulaşılmaya çalışıldığını, sorunu olabileceği değerlendirilen istisnasız her gencin ailesine ulaşılarak yol gösterildiğini, bir polis olarak yakinen bildiğimden korkusuzum.
        Görüldüğü üzere korku ve endişeler ile bunların her birine yönelik alınan tedbirleri sayfalarca uzatabiliriz. Her aile reisinde benzer korkuların olması mümkün, polis olmayanların alınan tedbirlerden polisler kadar haberdar olmaları mümkün  olmayabilir. Başta ebeveynler olmak üzere küçüğünden büyüğüne her bireyde çeşitli gerekçelerle oluşabilecek suç korkusunu gidermenin, en az suçla mücadele etmek kadar önemli olduğunu unutmadan, başta uyuşturucu ile mücadele olmak üzere genel anlamda suçla mücadelede ki başarı oranını, toplumun yani tek tek bireylerin bu mücadeleye gösterdikleri duyarlılık, destek ve katılımlarının belirleyeceğini her vatandaşımızın bilmesi gerekir. Sonuç olarak; duyarlılık her şeydir ve duyarlıysanız, duyarlı kişiler arasında yaşıyorsanız, korkmanıza gerek yoktur.


                                                                                                                                                                              İsmail KOÇAK

                                                                                                                                                                       4.Sınıf Emniyet Müdürü


Tarih:26.03.2010

Yazarın Diğer Makaleleri
  • KORK(M)UYORUM  |  26.03.2010
  • Toplam 1 Tane Kayıt Bulunmaktadır..
    Sayfa: [ 1 ]
    Ziyaretçi Sayısı: Bugün:20 Toplam: 248317